Ana içeriğe atla

Parti Seçmeni Enerjiye Oy Veriyor



Kadir Has Üniversitesi, Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi (Center for Energy and Sustainable Development-CESD) tarafından 2016 yılından bu yana yapılan “Türkiye Toplumunun Enerji Tercihleri” çalışmasının 2019 yılı sonuçları açıklandı.

Anket çalışması, 10-23 Aralık 2019 tarihleri arasında, 16 ilde, 18 yaş nüfus örneklemini temsil eden 1215 kişi ile yüz yüze görüşmeler yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

Çalışma 4 ana başlıktan oluşuyor. Bunlar; Hane halkı enerji tüketim envanteri, Tüketici görüşleri//tercihleri, Türkiye enerji politikaları ve Küresel enerji politikalarıdır.

Bu yazıda üçüncü başlık olan Türkiye enerji politikaları kapsamında siyasi partiler-seçmen- enerji tercihleri ilişkisine değinmek istiyorum. İlgi çeken sonuçlar var.

İlk olarak “Oy verdiğiniz partinin enerji politikaları konusunda ne derece bilgilisiniz?” sorusuna verilen cevapta “Bilgiliyim” cevabı verenlerin oranı son dört yılda artarken “Bilgili değilim” cevabında ise azalma görülüyor.

“Hükümetin enerji politikalarını ne derece destekliyorsunuz?” sorusuna verilen cevapta son dört yılda “Destekliyorum” diyenlerin oranı yüzde 24’ten yüzde 30’a çıkarken, “Desteklemiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 24’ten yüzde 41’e çıkmış durumda.

Ayrıca “Hükümetin enerji politikalarını ne derece destekliyorsunuz?” sorusuna parti seçmeni olarak verilen cevapta “Desteklemiyorum” diyenlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçmeni ilk sırada gelirken (%72,2), “Destekliyorum” diyenlerde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) seçmeni ilk sırada (%54), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) seçmeni ise ikinci sırada (%27,5) yer alıyor.

“Oy verdiğiniz partinin enerji politikaları konusunda ne derece bilgilisiniz?” sorusuna verilen cevapta en az bilgi sahibi olan seçmen grubu HDP olurken en çok bilgi sahibi olduğunu söyleyen seçmen grubu ise Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oldu.

 “Siyasi partilerin enerji politikaları hakkında bilgiyi ağırlıklı olarak nereden alıyorsunuz?” sorusuna verilen cevapta “Televizyon” diyenlerin oranı son dört yılda azalırken, “İnternet/Sosyal Medya” diyenlerin oranında ise artış görülüyor.

“Doğalgaz temini, Petrol ve doğalgaz boru hatları ve Elektrik üretimi-iletimi-dağıtımında” hükümetin enerji politikaları olumlu karşılanırken, “Enerjide özelleştirme, Nükleer enerji ve Enerji fiyatlarında” ise hükümetin politikalarının desteklenmediği görülüyor.

“Yenilenebilir enerji konusunda hükümetin politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “iyi” cevabını verenlerin oranı AK Parti’de yüzde 54, CHP’de yüzde 20, HDP’de yüzde 18 ve MHP’de ise yüzde 41.

“Nükleer enerji konusunda hükümetin politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ise “iyi” cevabını verenlerin oranı AK Parti’de yüzde 41, CHP’de yüzde 11, HDP’de yüzde 9 ve MHP’de ise yüzde 25.

“Seçimlerde partilere oy verirken, enerji politikalarını ne derece dikkate alırsınız?” sorusunda “Dikkate almam” diyenlerin oranı son dört yılda düşerken (%55’ten %29’a), “Dikkate alırım” diyenlerin oranı ise son dört yılda artış (%15’ten %40’a) gösteriyor. “Seçimlerde partilere oy verirken, çevre politikalarını ne derece dikkate alırsınız?” sorusuna verilen cevapta da “Dikkate alırım” diyenlerin oranında son dört yılda yüzde 23’ten yüzde 46’ya bir artış var. İlginç bir şekilde bu soruya verilen cevapta “Dikkate almam” diyenlerde üniversite mezunlarının oranının geçen yıldan bu yıla arttığı görülüyor.

Son olarak “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen cevapta ekonomi, demokrasi ve eğitimden sonra yüzde 10 ile Çevre geliyor.



Araştırma sonuçlarının ayrıntılarına https://www.khas.edu.tr/sites/khas.edu.tr/files/inline-files/KHAS%20CESD%20Enerji%20Anketi-4%202019.pdf üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul: Tersine Göç Mümkün mü?

23 Nisan günü  İstanbul'da yaşayanlar uzun bir aradan sonra tedirginliği iliklerine kadar yaşadı. Beklenen büyük deprem geldi mi gelecek mi derken dün depremin bir provasını yaşamış olduk. 6.2 şiddetinde bir deprem hepimizi sarstı. Van depreminde orada olmadığım için ilk kez bu kadar şiddetli bir deprem yaşadım. Çok korkutucuydu ve tedirginlik hissi hala geçmiş değil. Birçok şey anlamını yitirdi bir anda... Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul, 20 milyona yaklaşan nüfusuyla birçok ülkeden daha fazla nüfusa sahip. Bu kalabalıkla birlikte, riskler de büyüyor. Her sarsıntıda yalnızca binalar değil, hayat neşemiz de çatırdıyor. Kaynak: ChatGPT Ne Onla… İstanbul’dan vazgeçmek kolay değil. Boğaz’da bir sabaha uyanmak, tarihi yarımadada yürümek, sanatla iç içe olmak demek isterdim ama bunları hangimiz ne sıklıkla yaşıyoruz. En son ne zaman deniz kenarında sakince kafamızı dinleyebildik... Çoğumuzun İstanbul'da kalma sebebi  kariyer basamaklarını tırmanmak. Ama bu şehir ne...

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Evimdeki Çöpleri Ayrıştırmak

 Çok uzun bir aradan sonra merhaba, Blockchain teknolojisinden yararlanıp içerik ürettiğim (steem ve hive) platformlara yoğunlaştığım için blog sayfamı biraz ihmal ettim. Bu içerikte sizlere güzel bir rapordan (Sürdürülebilir Kalkınma Raporu 2022) aklımda kalan ve aklımızda kalması gereken başlıkları anlaşılır bir şekilde aktarmaya çalışacağım.  Toplam 508 sayfadan oluşan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu 2022 (SDG 2022)  4 bölümden oluşuyor. Raporun kısa bir Türkçe özeti SDSN Turkey tarafından yapılmış. Ülkelerin ekonomik büyümesi derken aklımıza yalnızca rakamlar geliyor. Ne kadar büyüdük veya küçüldük. Oysa önemli olan bir ülkenin ne kadar kalkındığıyla alakalı olan kısımdır. Kalkınmanın da sürdürülebilir olanı makbuldur. Bu bağlamda hatırı sayılır kuruluşlar tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporları ziyadesiyle önemlidir.  Bu raporların çok sayfalı olması gözümüzü korkutmamalı. İçerikte yer alan grafikler ve tablolar bize birçok şeyi açıkça gösteriyor....

Bağımsız Bir Merkez Bankası'nın Kısa Hikayesi

“1928 yılında Türkiye'ye davet edilen Hollanda Merkez Bankası İdare Meclisi Üyesi Dr. G. Vissering, hazırladığı raporda hükûmete bağlı olmayan ve bağımsız bir merkez bankasının gerekliliğine dikkat çekerken ; 1929 yılında İtalyan Uzman Kont Volpi, Türk parasının istikrarının sağlanması için bir merkez bankası kurulmasının şart olduğunu belirtmiştir.” [1]   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sitesinin tarihçe kısmında yer alan bu bilgi dahilinde Banka’nın kurulma hikayesi bu şekilde başlamış oluyor. Sonrasında mecliste kabul edilen tasarı ile 30 Haziran 1930 tarihinde TCMB’nin kuruluşu Resmi Gazete ile tescilleniyor. Başkanlık makamına ilk olarak getirilen Naim Talu’dan sonra sırası ile TCMB Başkanlığı yapanlara bakalım [2] :  Selahattin Çam (1931-1938) A. Kemal Zaim Sunel (1938-1949) Mehmet Sadi Bekter (1949-1950) Osman Nuri Göver (1951-1953) Mustafa Nail Gidel (1953-1960) Memduh Aytür (1960) İbrahim Münir Mostar (196...