Ana içeriğe atla

Sağlığımız İçin #EvdeKal’alım da Faturaları Kim Ödeyecek?



Eşinizle birlikte çalıştığınızı ve ev geçiminizin ikinizin aylık maaşına bağlı olduğunu düşünelim. Çocuğunuz yok. Bir aylık gelir ve gider tablosu ile kabaca bir hesap yapalım. İkinizin bir aylık toplam maaşının 6 bin TL olduğunu varsayalım. İş yerinizin sağlamış olduğu servisler ile işe gidiyorsunuz. Ev kiranızın 1750 lira, kıştan bahara geçişteki ayın doğalgaz faturasının 600 lira ve aidat+su+elektrik+internet+telefon faturalarınızın toplamının 550 lira olduğunu düşünelim. O ay ki mutfak masrafınızın kabaca 250 lira olduğunu ve kendiniz için yaptığınız elzem alışveriş tutarının da 500 lira olduğunu düşünelim. Yeni evli sayıldığınız için mutlaka kredi borcunuz vardır. Kredi taksiti olarak da aylık 1500 lira ödediğinizi varsayalım. Son olarak da hesapta olmayan masraflarınız için de 200 liranızın gittiğini varsayalım. Tüm bu giderleri çıkardığımızda elinizde kalan para 650 lira.

Daha önceki aylardan kalanlarla birlikte bu aya devreden toplam paranız 1000 lira. Ayın sonunu getirebildiğiniz ve bir işiniz olduğu için mutlusunuz. Daha iyisi de olabilirdi dediğiniz zamanlar da oluyordur ancak yine de şükrediyorsunuzdur çoğu zaman.

Ve bir anda bir ay boyunca ikinizin de ücretsiz izne çıkarıldığınızı düşünün. Korona virüs salgını var herkes tedirgin ve işinizi kaybetmemek uğruna itiraz şansınız neredeyse yok. Hatta bu şartlarda işinizi kaybetmediğiniz için belki de şanslısınızdır işini kaybedenlerin gözünde. Evet, #EvdeKal’alım tamam iyi. Alınan tedbirler birçok ülkeye göre yerinde. Kendi sağlığımız ve çevremizdekilerin sağlığı için en iyisi evde kalmak. Hem dinlenmiş oluruz ne güzel. Peki, ödememiz gereken kiralar, faturalar, mutfak masrafları ne olacak? Ev sahibiniz öyle elini taşın altına koyabilecek potansiyelde biri değil. Havalar nispeten soğuk olduğu için doğalgazı ara sıra yakmak zorundasınız. Su+elektrik+aidat+internet+telefon faturaları da her ay sabit yapılması gereken ödemeler. Hadi mutfak masrafını en asgariye indirdik, kendimiz için yaptığımız masraftan da feragat ettik ve ekstra çıkabilecek masrafların da olmadığını varsayalım.

Geçen aydan kalan 1000 lira hangisine yetecek? Ailelerimizin durumu da o kadar parlak değil. Borçla birlikte evliliğe adım attığınız için herhangi bir birikiminiz de yok. Ücretsiz iznin daha ne kadar süreceği tam kesin değilken kimden ne kadar süreliğine borç alabilirizi düşünmeye başladınız.  

Ne olacak şimdi. Bu aileyi ya da tek bir asgari ücretle iki-üç çocuk bakan bir anne/babayı düşünelim. Ücretsiz izne çıkarıldıkları o ay, kendilerini ve ailelerini nasıl geçindirecekler? Var mı buna gerçekçi bir çözüm önerisi sunabilecek? Öyle tweet atarak, demeç vererek değil gerçek bir çözümü uygulamaya alacak olan var mı?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul: Tersine Göç Mümkün mü?

23 Nisan günü  İstanbul'da yaşayanlar uzun bir aradan sonra tedirginliği iliklerine kadar yaşadı. Beklenen büyük deprem geldi mi gelecek mi derken dün depremin bir provasını yaşamış olduk. 6.2 şiddetinde bir deprem hepimizi sarstı. Van depreminde orada olmadığım için ilk kez bu kadar şiddetli bir deprem yaşadım. Çok korkutucuydu ve tedirginlik hissi hala geçmiş değil. Birçok şey anlamını yitirdi bir anda... Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul, 20 milyona yaklaşan nüfusuyla birçok ülkeden daha fazla nüfusa sahip. Bu kalabalıkla birlikte, riskler de büyüyor. Her sarsıntıda yalnızca binalar değil, hayat neşemiz de çatırdıyor. Kaynak: ChatGPT Ne Onla… İstanbul’dan vazgeçmek kolay değil. Boğaz’da bir sabaha uyanmak, tarihi yarımadada yürümek, sanatla iç içe olmak demek isterdim ama bunları hangimiz ne sıklıkla yaşıyoruz. En son ne zaman deniz kenarında sakince kafamızı dinleyebildik... Çoğumuzun İstanbul'da kalma sebebi  kariyer basamaklarını tırmanmak. Ama bu şehir ne...

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Evimdeki Çöpleri Ayrıştırmak

 Çok uzun bir aradan sonra merhaba, Blockchain teknolojisinden yararlanıp içerik ürettiğim (steem ve hive) platformlara yoğunlaştığım için blog sayfamı biraz ihmal ettim. Bu içerikte sizlere güzel bir rapordan (Sürdürülebilir Kalkınma Raporu 2022) aklımda kalan ve aklımızda kalması gereken başlıkları anlaşılır bir şekilde aktarmaya çalışacağım.  Toplam 508 sayfadan oluşan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu 2022 (SDG 2022)  4 bölümden oluşuyor. Raporun kısa bir Türkçe özeti SDSN Turkey tarafından yapılmış. Ülkelerin ekonomik büyümesi derken aklımıza yalnızca rakamlar geliyor. Ne kadar büyüdük veya küçüldük. Oysa önemli olan bir ülkenin ne kadar kalkındığıyla alakalı olan kısımdır. Kalkınmanın da sürdürülebilir olanı makbuldur. Bu bağlamda hatırı sayılır kuruluşlar tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporları ziyadesiyle önemlidir.  Bu raporların çok sayfalı olması gözümüzü korkutmamalı. İçerikte yer alan grafikler ve tablolar bize birçok şeyi açıkça gösteriyor....

Bağımsız Bir Merkez Bankası'nın Kısa Hikayesi

“1928 yılında Türkiye'ye davet edilen Hollanda Merkez Bankası İdare Meclisi Üyesi Dr. G. Vissering, hazırladığı raporda hükûmete bağlı olmayan ve bağımsız bir merkez bankasının gerekliliğine dikkat çekerken ; 1929 yılında İtalyan Uzman Kont Volpi, Türk parasının istikrarının sağlanması için bir merkez bankası kurulmasının şart olduğunu belirtmiştir.” [1]   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sitesinin tarihçe kısmında yer alan bu bilgi dahilinde Banka’nın kurulma hikayesi bu şekilde başlamış oluyor. Sonrasında mecliste kabul edilen tasarı ile 30 Haziran 1930 tarihinde TCMB’nin kuruluşu Resmi Gazete ile tescilleniyor. Başkanlık makamına ilk olarak getirilen Naim Talu’dan sonra sırası ile TCMB Başkanlığı yapanlara bakalım [2] :  Selahattin Çam (1931-1938) A. Kemal Zaim Sunel (1938-1949) Mehmet Sadi Bekter (1949-1950) Osman Nuri Göver (1951-1953) Mustafa Nail Gidel (1953-1960) Memduh Aytür (1960) İbrahim Münir Mostar (196...